1984 Celal Üster

1984

Celal Üster   George Orwell  

Parti'nin dünya görüşü, onu hiç anlayamayan insanlara çok daha kolay dayatılıyordu. (...) Her şeyi yutuyorlar ve hiçbir zarar görmüyorlardı çünkü tıpkı bir mısır tanesinin bir kuşun bedeninden sindirilmeden geçip gitmesi gibi, yuttuklarından geriye bir şey kalmıyordu.George Orwell'in kült kitabı Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, yazarın geleceğe ilişkin bir kâbus senaryosudur. Bireyselliğin yok edildiği, zihnin kontrol altına alındığı, insanların makineleşmiş kitlelere dönüştürüldüğü totaliter bir dünya düzeni, romanda inanılmaz bir hayal gücüyle, en ince ayrıntısına kadar kurgulanmıştır. Geçmişte ve günümüzde dünya sahnesinde tezgâhlanan oyunlar düşünüldüğünde, ütopik olduğu kadar gerçekçi bir romandır Bin Dokuz Yüz Seksen Dört. Güncelliğini hiçbir zaman yitirmeyen bir başyapıttır; yalnızca yarına değil, bugüne de ilişkin bir uyarı çığlığıdır. Can Yayınları, bu "bütün zamanların kitabını" Celâl Üster'in özenli çevirisiyle okura sunmaktan kıvanç duyuyor.(Tanıtım Bülteninden)


  • ISBN: 9789750718533
  • Dizi: Dünya Klasikleri Dizisi
  • Sayfa Sayısı: 352




Serap Sancak 17/05/2018 10:21

İkinci Dünya Savaşı sonrası, totaliter rejimlere tepki olarak yazılan 1984 isimli George Orwell kitabı, her dönem bestseller olmayı başarabilen nadide bir eserdir. Pek çok otorite tarafından baskıcı Sovyet rejimine karşı “ısmarlama” olarak yazıldığı iddia edilmektedir. Buna rağmen günümüzde bütün baskıcı iktidarlara uyarlanabilen ve onların eleştirilerinin yapılabildiği bir özelliğe sahip bir kitap haline gelmiştir. Yazarın geleceğe yönelik öngörülerinin tutması, kendi vizyonunu göstermesi açısından etkileyicidir. Ancak iktidara geçenin zalimleşmeye başlaması kehanetinin de tutmuş olması, toplumların her geçen gün artan totaliter rejimlere maruz kaldığının göstergesi olması sebebiyle üzücüdür. Entelektüel bir okuyucu için mutlaka dikkatlice okunması ve kütüphanelerin baş köşesinde yer bulması gereken eserlerin başında gelmektedir.

Ayşess 27/02/2018 22:58

Kitapta genelde üç ana konudan bahsediyor. Düşünce özgürlüğünün bile kısıtlandığı, insanların mikrofonlarla dinlendiği, kameralarda sürekli izlendiği bir düzen içinde olan okyanusya adlı ülkede geçiyor her şey. Kısaca bütün bir ulusun totaliter bir devlet altında nasıl ezildiği anlatılıyor. Kitabı okurken kendimi bilgisayarımın ve telefonumun kamerasını kapatırken bulduğumu söylemeliyim. Baş karakter Winston Smith, bütün bu düzen içinde, gizli düşüncelerinin günlüğünü tutarak bir düşünce suçu işliyor. Üyesi olduğu partiye karşı aslında ince bir isyan başlatıyor. Winston, kimsenin memnun olmadığı bu dünyada, özgürlük ve adalet için bir mücadele başlatıyor. Sıkça bahsedilen Büyük Birader ise (Big Brother) gerçek bir kişi değildir, aslında o merkezi güç sisteminin metaforudur. Gregor Orwell'in bu kitabı bana göre aslında insanlığa bir uyarıdır. Kitapta mevcut otoritenin uygulandığı baskıya direnmenin önemi vurgulanıyor. Bir yandan da toplumun benlik, güç ve özgürlük görüşünü yeniden şekillendirebilecek bir kitap.

*27/02/2018 23:01  güncellendi.



Zenginlik, bir kez genelleşti mi, ayrım tanımayacaktı. Hiç kuşku yok ki, kişisel mülk ve lüks anlamında zenginliğin eşit bir biçimde dağıtılacağı, buna karşılık iktidarın küçük bir ayrıcalıklı zümrenin elinde toplanacağı bir toplum düşünmek mümkündü. Ama böyle bir toplum uygulamada uzun süre ayakta kalamazdı. Çünkü boş vakit ve güvenlik herkesçe paylaşıldığında, yoksulluğun serseme çevirdiği geniş kitleler okuryazar olacak, kendi başına düşünmeyi öğrenecek, o zaman da hiçbir işe yaramadığını sonunda fark ettiği ayrıcalıklı azınlığı ortadan kaldıracaktı. Hiyerarşik toplumun varlığı, uzun sürede, ancak yoksulluk ve cehalete yaslanarak sürebilirdi.

Bilinçleninceye kadar asla başkaldırmayacaklar, ama başkaldırmadıkça da bilinçlenemezler.

Böyle bir odada, çaydanlık kaynayadursun, şöminenin karşısındaki kanepede ayaklarını uzatıp oturmak, hiç de yabancısı olmadığı bir şey gibi gelmişti: bir başına, tümüyle güvende, ne bir gözetleyen ne buyurgan bir duyuru, çaydanlığın fokurtusu ve saatin dostça tik takları dışında ne bir ses ne bir nefes.

Özgürlük, iki kere iki dört eder diyebilmektir.

Geçmişi denetim altında tutan, geleceği de denetim altında tutar; şimdiyi denetim altında tutan, geçmişi de denetim altında tutar.